Kullanıcı Adı:  
Şifre:     

Tag: HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya kimdir HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya nedir HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya indir HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya download HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya yükleHTML Öğrenmek İsteyenler Buraya kaynağı HTML Öğrenmek İsteyenler Burayaadresi HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya bedava HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya mp3 indir HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya şarkı sözleri HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya
03-01-2007 09:38 PM HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya
iabbas
Senior Member
****


Mesajlar: 381
Katılım: Dec 2006
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0

Cinsiyet:
Nerden:

Mesaj: #1
HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya


HTML REHBERİ

Sunuş
Bu kitapçıkta, Internet ve firmaların kendi yerel ağları içinde kuracakları dahilî Internet (intranet) için gerekli dosyaları oluşturma yollarından biri, HTML dilinin temel bilgileri yer alıyor. HTML için “dil” dedik; ama bu biraz açıklamaya muhtaç bir ifade.

Farklı bilgisayarlar ve kelime-işlem programları arasında, yazı dosyalarının biçimlendirilmesinde ortak bir yöntem bulma çabası, 1986’da, Dünya Standartlar Enstitüsü tarafından Standart Genelleştirilmiş İşaretleme Dili (Standart Generalized Markup Language, SGML) adıyla birleştirildi. Burada kullanılan dil, “program yazma dili” teriminde olduğundan pek de farklı değil. Fortran, Basic, Cobol gibi bir program yazma dili, bilgisayara, kendisine verilecek talimatların nasıl bir yöntemle verileceğini ve bu talimatlar üzerine ne yapması gerektiğini belirtir. SGML ile ondan türetilen HTML ve XML “dilleri” kullanılarak oluşturulan belgeler, programlama dillerinden farklı olarak doğrudan bilgisayarın işletim sistemine değilse bile bir yazılıma, örneğin kelime-işlemcisine ya da veri-işlemcisine “aşağıdaki veriyi ekranda şöyle göster, yazıcıdan da şöyle çıkart” anlamına gelen komutları da içerdiğine göre, bir anlamda “dil” sayılabilir.

Ne var ki, SGML ve ondan türetilen HTML ve XML’in bir uygulama programı tarafından anlaşılabilmesi için, bu yöntemle kendisine verilecek bilgileri nasıl işleyeceğine ilişkin bilgilerin önceden, programın içine işlenmiş olması gerekir. Yani, bir programın HTML’i anlayabilmesi için, içinde HTML’i anlama ve yorumlama komutlarının olması gerekir. Bu anlamda, işin program tarafı başka birisi tarafından yapılmış sayılabilir; bizim HTML ile yaptığımız sadece veri oluşturmak şeklinde yorumlanabilir. Bu açıdan SGML ve türevleri dil sayılamazlar.

Gerçek bilgisayar programcıları, HTML gibi, bilgisayara hem bilgileri, hem de bu bilgilerin nasıl işleneceğini gösteren “metinleri” dil saymazlar. İster “dil” sayılsın, ister sayılmasın, HTML, kısaca tanımlarsak, Netscape Navigator, Internet Explorer, Mosaic, Spry gibi, bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar ve Internet arasında arabirim görevi yapan programların anladığı bir veri ve komut ulaştırma yöntemidir; diğer bilgisayar programlarından farklı olarak sabit disk veya disket gibi bilgisayar kayıt ortamlarına kaydedilirken, düz yazı olarak kaydedilir; herhangi bir düz yazı programı ile oluşturulabilir, okunabilir ve değiştirilebilir. Diğer bilgisayar programlarından farklı olarak, disk ve disketlere yazılırken Binary-İkili sistemle yazılmaz; içinde 16 Tabanlı-Hexadecimal komutlar yoktur; herşey standart düz yazı olarak yer alır. Buna karşılık herhangi bir düz yazı dosyasından farklı olarak “metnin” içinde “<” ve “>” işaretleri arasında yeralan Ingilizce bazı komut-kelimeleri vardır.

HTML, önceleri Macintosh ardından IBM uyumlu bilgisayarlarının yardım dosyalarının oluşturulmasında kullanılan bir yöntem olarak yaygın bir kullanım alanı buldu. Ancak, HTML kısaltmasının açık şekli olan Hypertext Markup Language’de geçen Hypertext terimi, 1950 yılında Ted Nelson adlı bir bilgisayar uzmanı tarafından içinde “hot,” yani başka bir metinle veya resimle ilintilendirilmiş noktalar bulunan metin anlamına kullanılmıştı. Apple firması, bu yöntemi ekranda gösterilen yardım metinlerinin içinde bir kelimeyi veya simgeyi tıklayarak ilgili başka bir başka metne veya simgeye gitme yöntemi olarak kullandı. Metinler böylece “hyper” hareketli hale geliyordu.

1989 yılında, Avrupa Parçacık Fiziği [Atom] Laboratuvarı CERN uzmanlarından Tim Berners-Lee, laboratuvar yönetimini ortak bir yazı biçimlendirme sistemine ikna edebilmek için, “Enformason Yönetimi: Bir Öneri” başlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporda, daha sonra bugünkü Internet’in temeli olacak bilgisayar şebekeleri arası ağda bilgi alış verişi için Hypertext’in ortak yöntem olmasını önerdi. Ve bu öneri bugün dördüncü sürümüne ulaşmış olan HTML dilinin temeli oldu.

Bugünkü Internet’i Internet yapan iki unsur var. Birincisi bilgisayar arası iletişimi gerçek zamanlı olmaktan çıkartan bağlantı protokolünün (HTTP) geliştirilmesi; diğeri ise HTML dilinin ortak dil olarak benimsenmesini mümkün kılacak basitlikte olmasına karşın, bir metnin biçimlendirilmesi ve resim, ses, video gibi diğer unsurlarla bütünleştirilmesini sağlayabilecek yeterlikte olması. Bunu biraz açalım:

Bugünkü Internet’in temeli olan üniversiteler ve araştırma kurumlarının bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan ağlar 1980’lerin başlarında bağlantının gerçek zamanlı olmasını gerektiriyordu. Internet’in adı da ağlar-arası ağ anlamına gelen İngilizce “Inter-networks-network: Inter-net kısaltmasından doğuyor. Bir bilimadamı bir başka bilimadamının bilgisayarının bulunduğu ağa bağlandığı zaman, bu bağlantı, gerekli dosyanın bir bilgisayardan diğerine aktarılması süresince devam etmek zorunda idi. İki bilgisayar aralarında gidip-gelen bilginin hata kontrolünü ancak gerçek-zamanlı bağlantı olursa yapabiliyorlardı. HTTP (Hypertext Transmission Protocol-Hypertext Iletim Kuralları) ise iki bilgisayarın alış-verişin hatasız olduğunu denetlemek için, bilginin tümü alınıp-verilinceye kadar birbirine bağlı kalmaları zorunluğunu ortadan kaldırıyor. Bu zorunluğun ortadan kalkmasının önerimini bir örnekle anlatalım. Otomobille bir yerden diğerine gideceksiniz. Takip edeceğiniz yolda inşaat var, ve yol kapalı. Yolun kapalı kesimini atlamanız için gerekli servis yolunu da yok. Bu durumda yolculuğunuz ilk engelde sona ermiş demektir. Oysa daha dolambaçlı da olsa bir servis yolu olsaydı, yolunuza devam edebilirdiniz. Sözünü ettiğimiz kurallar demetini size sürekli bir servis yolu sağlamayı öngörüyor ve bu yolun hem gidişte, hem de gelişte izlenecek levhaları gibi, kıt’alar arası telefon bağlantılarının kesilmesi halinde, bilgisayarlararası iletişimin devamını sağlıyor.

HTTP’nin resmen standart olarak tanınması, 1990 yılında World Wide Web Konsorsiyomu’nun (W3C) kurulmasıyla mümkün olduğu için, bugünkü Internet’in de doğum tarihi 1990 yılı sayılabilir. Doğumundan bu güne 10 yıl bile geçmemiş olduğu halde, Internet’in hem HTTP, hem de HTML ilkeleri ihtiyaca yetmemeye başladı.

W3C, şu anda HTTPNG (Gelecek Kuşak) adını verdiği, standart üzerinde çalışıyor. Bu yeni kurallar demeti, HTTP’nin özellikle ses ve video gibi henüz ortak standarta kavuşturulmamış çoklu-ortam malzemelerinin alınıp-verilmesini kolaylaştırmayı öngörüyor. HTML’in önceden tanımlanmış komutlarını, Internet sayfası hazırlayanların kendi ihtiyaçlarına göre değiştirmesi sağlayan olan XML (Extensible Markup Language-Genişletilebilir İşaretleme Dili) ise bugün-yarın Netscape ve IE tarafından kabul edilir hale gelecek. Bu arada duragan bilgi kümesi alıp-verebilen HTML’e, dinamik-değişken özellikler kazandırmayı öngören ekler ortaya DHTML ilkelerini çıkarttı. Ne var ki DHTML diye adlandırıbalicek ortak bir standart olmaması, bunun, hiç değilse şimdilik, Internet ile bağlantı sağlayan programların sürümüne göre değişik anlamlar taşıması, Internet alanları için veri hazırlayanların (Web sayfası yapanların) çektiği sıkıntıyı artırıyor. XML ise ortak bir dinamik Web sayfası standardı getirmekten çok, ihtiyaca göre değiştirilebilir HTML oluşturmayı öngörüyor.

HTML’in belki Internet’teki pabucu tümüyle olmasa bile kısmen dama atılabilir. Ama firmaların kendi yerel ağ ortamlarında haberleşme ve bilgi alış-verişinde giderek daha sık uygulamaya başladıkları Intranet, Web gibi, giderek daha geniş kitlelerin ilgisini çekebilmesi için televizyon özelliklerine sahip olmak zorunda değil; HTML’in bugünkü haliyle izin verdiği çoklu-ortam uygulamaları, herhangi bir firmanın en ilgi çekici ve en etkili tarzda iç-iletişim yapmasına yeter. Başka bir deyişle, HTML, Internet’te ve intranet’lerde daha uzun süre yaşayacaktır.

Biz bu kitapçıkta daha çok Internet ve Internet’te yer alan sanal ortamlardan biri olan World Wide Web (Dünya Çapında Ağ) ortamından söz edeceğiz. Ancak bir çok yerde Internet sözünü kaldırıp, yerine intranet kelimesini koyarsanız, o bilgilerin Web kadar, bir firmanın yerel ağında oluşturacağı dahilî internet’e de uygulanabilir olduğunu göreceksiniz.

Klasik HTML’in temel ilkelerini biraraya getirmeyi öngören bu kitapçık, bugün olduğu gibi, ilerde de, Internet için olduğu kadar intranet için de Web sayfası hazırlamak isteyenlerin başvurabileceği bir kaynak olmak üzere kaleme alındı. Bu kitapçığın Internet protokolleri (iletim kuralları) ve Web tasarım ilkelerine ayrılan ilk iki bölümü, konuya aşina olmayanların temel bilgileri edinmeleri, konuya yabancı olmayanların ise bir çok yerde parça-parça duyduklarını bir arada görerek, bilgilerini tazelemelerini amaçlıyor. Daha sonraki bölümler ise ilerde, HTML kullanarak Web tasarımı yaptığınız zaman, örneğin bir komutun, bir etiketin kolay hatırlanmayan yüklemlyerini (parametrelerini) hatırlamak üzere başvurabileceğiniz bir rehber niteliğinde.

Konuya aşina olanların tümüyle atlayabilecekleri birinci bölümde, WWW, HTTP, TCP/IP ve HTML kısaltmalarının anlamını ve ne işe yaradığını en az birer paragrafta anlatabilecek kadar bu konunun içinde olmayanların yararlanabilecekleri bilgiler yer alıyor. Bir Web alanında, ya da daha teknik terimle HTML sayfasında, başlıca unsur metin olduğu için, kitapçığımızın ikinci bölümünü, HTML kodunun ana araçlarını tanıttıktan sonra metin girme ve metni biçimlendirme konusuna ayırdık. Ancak HTML’in metinle ilgili araçları, görsel açıdan etkili ve bir iskeleti olan sayfa inşasına izin vermediği için, bir anlamda metin sunma araçları olan tablo, çerçeve ve katman unsurlarından sayfa iskeleti oluşturmak için yararlanmak zorunda kalıyoruz. Bu üç unsura, üçüncü bölümde ayrıntılı olarak yer veriyoruz. Bu noktaya kadar değinmediğimiz fakat bugünkü Internet’i Internet yapan unsura, yani bir sayfadan diğerine, bir grafikten bir diğerine, bir kelimeden bir başka paragrafa, kısaca bir bağlantı noktasını tıklayarak, dünyanın öbür ucuna gitme imkanı veren bağlantı konusunu dördüncü bölümde ele alacağız. Bu noktada, duragan yani bağlantıları konulmuş ama kendiliğinden hiç bir şey yapmayan bir Web alanı oluşturmayı öğrenmiş olacaksınız. Fakat günümüzde Web alanları, ziyaretçinin kullandığı tarayıcının türünü ve hatta sürümünü belirleyip, ona göre içerik sunan, ziyaretçinin önceki ziyaretinde neler yaptığı, hangi sayfalarla ilgilendiğini hatırlayıp, bu kez ona uygun bağlantılar veren dinamik alanlar haline geldi. Bunu sağlayan Dinamik HTML (DHTML), beşinci bölümün konusunu oluşturacak. Altıncı bölüm ise, belli başlı HTML kodlarının (etiketlerin) tanımları, kullanıldığı yerler, alabilecekleri yüklemler (parametreler) ve örneklerine yer verdiğimiz Başvuru bölümü olacaktır.

HTML’e hayat veren, kişisel bilgisayarları Internet’e ve intranetlere bağlayan tarama programlarının bu dili nasıl ve ne ölçüde yorumladıklarıdır. Şu anda dördüncü sürümü yavaş yavaş uygulama bulan bir formüller topluluğu, gelişen bir organizma gibi. Bir süre sonra bu kitapçıkta yer almayan HTML etiketleri karşınıza çıkabilir, ve Web tasarımcısı olarak bu yeni komutları, kullanıldıkları yerleri ve işlevlerini, bu kitaptaki bilgilere eklemek zorunda kalabilirsiniz.

Hayat, zaten, baştan sona bir öğrenme süreci değil mi?

03-01-2007 09:38 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
03-01-2007 09:42 PM RE: HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya
iabbas
Senior Member
****


Mesajlar: 381
Katılım: Dec 2006
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 0

Cinsiyet:
Nerden:

Mesaj: #2
RE: HTML Öğrenmek İsteyenler Buraya


Dil Deyince:

HTML kısaltmasını bile Türkçe’ye çevirmediğimize bakarak, bu kitapçığın yarı İngilizce olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bu kitapçık bir dilin, geçmişi ile geleceği ile, bilim ve kültürün her alanında ifade imkanına sahip olması gerektiği inancıyla kaleme alındı. Türkçe’ye bu imkan, başka dillerden alınan kavramların öncelikle Türkçe ifade edilmesi ile kazandırılabilir. Bunu yaparken, bazı kelimelere yeni anlamlar yükleyerek görev alanlarını biraz uzatmak ve bunu önce ilgili topluluğun, sonra tüm toplumun onayına sunup beklemek gerekir. Ama Türkçe’nin kendi türetme kurallarını hiçe sayarak, ilgisiz fiillere hiç olmayacak ekler ekleyip, ortaya yeni isimler çıkartmak asla kabul edilebilir bir uygulama olamaz. Anlamını karşılayamadığımız, ya da mevcut kelimeleri biraz çekiştirerek uyduramadığımız İngilizce kelimeleri çevirmek için yeni kelime uydurmadık, öylece kullandık ve açıklamaya çalıştık. Elbette dil ve toplum bu kavramları karşılayacak kelimeler üzerinde anlaşacaktır.

Bölüm I: Web’e Giriş
Temel Bilgiler
Bu bölümde, HTML ile neler yapılabileceği ve neler yapılamayacağına bakacağız. Yine bu bölümde, tasarlayacağınız Web alanlarının, sizin (ya da sayfalarınıza ev sahipliği yapacak firmanın) bilgisayarlarından, ziyaretçinin bilgisayarına ulaştırılma yollarına değineceğiz. Sonuç itibariyle, Web alanı tasarlayan kişi, bu ulaşımın ucunda, ortasında ve sonunda da yer alan programlara, onların imkan ve sınırlamalarına bağımlı demektir. HTML’i kullanarak Web sayfası tasarlayacak kişinin bunu bir şekilde başkalarının hizmetine sunacağı varsayılır. Bu nedenle, HTML öğrenen kişinin sonunda bir Web alanına sahip olacağını düşünebiliriz. Dolayısıyla bu bölümde, kısaca, Web hizmeti sunmakta kullanılacak bilgisayarların sahip olmaları gereken donanım ve yazılım özelliklerinden de kısaca söz edeceğiz. Web Server’a koyacağınız HTML sayfaları ne kadar fiyakalı olsa da, HTML’in imkan ve yetenekleri, onu alan ve yorumlayan tarayıcı (browser) programının yetenekleri ile sınırlıdır. Bu nedenle Web tasarımcının, tarayıcı programları çok iyi tanıması gerekir. Bir tarayıcıda adeta televizyon filmi gibi gösterilebilen bir unsurun yerini, başka bir tarayıcıda gri zeminli boş bir kutu alabilir. Ya da aynı tarayıcıya sahip olan iki ziyaretçiden biri, sayfanıza girdiği anda en sıcak ve candan sesli hoşgeldiniz mesajınızı dinlerken, diğeri hiç bir şey duymayabilir. Tarayıcılar kadar, tarayıcıların özelleştirme yeteneklerini tanımak ve kullanıcıların genellikle ne gibi özelleştirmeler yapabildikleri hakkında fikriniz olması gerekir. Bu nedenle, bu bölümün sonunda mevcut en yaygın tarayıcıların ortak ve farklı önemli özelliklerine de bakacağız.



HTML’e Genel Bakış
Programlama dili gibi görülse de, görülmese de, bugün Internet’in de intranet’lerin de ortak dili, HTML’dir. Bir Web sayfasında yer alan belgenin içindeki bazı kelimeler, simgeler, fotoğraflar, grafik unsurlar veya bunların parçaları bir başka sayfa ile hiper-link kurularak, ilentilendirilmiştir. Kullanıcı, hiç bir komut öğrenmek zorunda kalmadan, hiç bir bağlantının Internet’teki adresini bilmek zorunluğu olmadan bu sayfalardaki bağlantıları tıklayarak, yazıdan yazıya, şekilden şekilde, gidebilir. Ta ki, arzu ettiği bilgiyi bulup, okuyuncaya, kendi diskine veya disketine kopya edinceye veya yazıcısında basıncaya kadar. Aslında kullanıcı ya da ziyaretçinin bir HTML sayfasıyla ilişkisi burada da bitmemektedir. Çoğumuz ulaştığımız bir alanın adresini Web tarayıcı programında sık sık ziyaret etmek istediği yerlerin arasına koyabilir (bookmark) ve arzu ettiği zaman doğruca işaretlenmiş olan bu adreslere gidebilir.

HTML’in başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Belge biçimlendirme: HTML, Wes tasarımcısına, belgelerini ziyaretçinin ekranında nasıl oluşmasını istiyorsa öyle şekillendirme imkanı verir. Bununla birlikte tarayıcı programlarının (Netscape Navigator veya Internet Explorer) HTML komutlarını yorumlayışlarında az da olsa fark vardır ve bu fark sayfalarınızın bir ziyaretçinin bilgisayarında başta, diğerinin bilgisayarında başka gösterilmesine yol açabilir. Ayrıca ziyaretçileriniz, tarayıcı programlara verdikleri komutlarla, aldıkları sayfalarda genel değişiklik veya kısıtlamalar yapabilirler. Siz sayfanızda ne tür harf türü (font) kullanmış olursanız olun, ziyaretçiniz tarayıcı programa “Sadece Times fontları kullan” demiş ise, sayfanız bu ziyaretçinin ekranında sizin istediğinizden farklı biçimde görülecektir. Ziyaretçi tarayıcı programına “Grafik unsurları gösterme!” demiş ise, sayfalarınız ve tabiî vermek istediğiniz görsel mesaj tamamen farklı bir nitelik kazanacaktır. Bu duruma rağmen, bugünkü şekliyle HTML, Web tasarımcısına adeta bir gazete ya da dergi sayfası tasarlarcasına, oluşturmak istediği görsel etkiyi sağlamasına yeterli tasarım araçları sunmaktadır.

2. Bugünkü imkanlarıyla HTML, Web sayfası terimine yeni bir anlam kazandırmış bulunuyor. “Web sayfası” terimi bile, eski, yani dört-beş yıl öncesinin Web sayfaları, içi bir örnek harflerden oluşan yazılarla dolu, duragan belgelerden ibaret bulunduğu için ortaya atılmıştı. Bugünkükü Web sayfalarının “sayfa” kavramı ile dahi ilgisi kalmadı. Bugün sadece HTML ögeleri kullanılarak, ziyaretçinin ekranında adeta bir televizyon programının grafik etkisini sağlamak mümkün. Bununla birlikte HTML, bir kelime işlem ya da masaüstü yayıncılık programının oluşturabileceği görsel özelliklere sahip sayfalar oluşturamaz. Bu kısıtlamalara, Internet’i tasarlayan uzmanların, platformlar (Windows 3.x, Windows 95/98, Windows NT, Unix, MacOS), donanımlar (Macintosh, PC, Sun) ve tarayıcı programlar arasındaki farkların, sunulacak malzemenin tasarımcının kastettiğinden tamamen farklı bir şekilde sunulmasına yol açmasını önleme arzusu neden oluyor. HTML, örneğin bir masaüstü yayın programı kadar hassas ölçmelere ve biçimlendirmelere izin verse idi, bu ancak belirli bir platformda, belirli bir program kullanmayı gerektirirdi. Oysa Internet’i Internet yapan unsurların başında, hemen herşeyin ekranda ve kağıt üzerinde, ortak denilebilecek şekilde oluşturulması geliyor.

3. HTML ile oluşturulacak statik alanların içine dinamik sonuçlar doğuracak programlar konulabilir. Bu programların oluşturulması için, ziyaretçinin Internet’e PC veya Macintosh ile bağlanmış olması, ya da bağlantı programının şu ya da bu firmaya ait bulunması gibi farklılıklardan etkilenmeyen, her türlü ortamda aynı sonucu veren ortak bir dil geliştirme çabası, ortaya Java adlı programlama dilini çıkartmış bulunuyor. Microsoft’un Visual Basic programlama dilinin bir türevi olan VBScript ve çeşitli firmaların ortaklaşa ürünü Javascript de bu tür çabaların sonuçlarıdır. Adı benzemekle birlikte, Javascript’in Java ile, VBScript’in de Visual Basic ile ilgileri yoktur. Internet tarayıcı programlarından Internet Explorer hem Javascript, hem de VBScript dillerini anlayabilir ve yorumlayabilir. Buna karşılık Netscape tarayıcı programı VBScript diliyle yazılmış bölümler içeren bir HTML metnini yorumlayarak, ekrana getiremez. Bugünkü şekliyle Java dili de, Javascript ve VBScript de, tarayıcı programların imkan ve kabiliyetleri ile sınırlıdır. Ancak her üç dili kullanarak, HTML sayfalarını duraganlıktan çıkartmak ve ziyaretçi ile etkileşen, ziyaretçinin arzu, beğeni ve özelliklerine göre içeriğini değiştirebilen Web alanları tasarlamak mümkündür

HTTP ve TCP/IP
Web sayfası tasarlarken, dikkat edeceğiniz en önemli unsur, sayfalarınızın içeriğinin sunuluş biçiminin önemli ölçüde ziyaretçinin bilgisayarının türü (Mac, PC, Sun), ziyaretçinin işletme sistemi (Windows 3.x, 95/98, NT, MacOS, Unix) ve kullandığı tarayıcı yazılımı (IE, Netscape, Mosaic, vs.) tarafından belirleneceği olmalıdır.

Bir Web sayfasının ziyaretçinin ekranına kadar kat’ettiği yolda çeşitli protokoller (kurallar) var. Bunların başında bir bilgisayar ağı olan Internet’in iletim kuralları (HTTP) geliyor. Hypertext dosyalarını olduğu kadar çoklu ortam unsurlarını (ses, video ve diğer grafik ögelerden oluşan Multimedia dosyalarını) ve bilgisayar programlarını ağ içindeki bilgisayarlar arasında alıp-vermeye yarayan başka protokoller de vardır: FTP (File Transfer Protocol-Dosya Aktarma Kuralları) bunlardan biridir.

Internet bağlantısı, bir telin iki ucunda bulunan iki bilgisayar arasındaki ilişki olarak görebilirsiniz. Sizin Web sayfalarınızın durduğu bilgisayar Web ilişkisinde “Server” (Hizmet eden) diye adlandırılır. Ziyaretçinin Internet’e telefon bağlantısı ile bağlı bilgisayarı, ise sizin için Client-Müşteri sayılır. Hizmet veren bilgisayarla, bu hizmetin müşterisi olan bilgisayar (Server ile Client) arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallara TCP/IP adı verilir (Transmission Control Protocol/Internet Protocol-İletim Denetim Kuralları/Internet Kuralları). Gerek HTTP, gerekse FTP, müşterinin, sizin bilgisayarınızdan, yani Web Server olarak adlandırdığımız HTML sayfaların ve bu sayfaların içinde yer alan resimlerin, grafiklerin, ses ve video dosyalarının durduğu bilgisayardan bilgi isteme ve bu istediğine karşılık verildiğinde verilen karşılığın doğru gelip gelmediğini anlamasını sağlar. İki bilgisayarın üzerinde anlaştıkları bir tür konuşma adabı diyebileceğimiz bu kurallara uygun mesajlarını, kıt’adan kıt’aya, ülkeden ülkeye, kentten kente, yeraltı ve sualtı kabloları ile, uydularla iletirler. Tahmin edilebileceği gibi, müşteri bilgisayar ile servis sunan Web Server arasında oluşan bu bağlantı, bazen kesilebilir. Fizikî bağlantının kesilmesi, iletimin kesilmesi anlamına gelmemesi için, Internet Kuralları’nın IP bölümü, iki bilgisayar arasındaki bağlantının doğru kanallardan kurulmasını, kesildiğinde yeniden kurulmasını sağlar. Bunu yaparken, evrensel bir adres sisteminden yararlanır. Internet’te servis sunan bilgisayarlar, başka bir deyişle Web Server’lar kaynak sayıldığı için, IP, aradığı kaynağı Universal Resource Locator (URL) sistemini kullanarak bulur. Aynı kurallar demetinin TCP bölümü ise kurulan bağlantı sayesinde gelen bilginin doğru anlaşılmasını sağlar.

Aslında her bilgisayar, CPU ile ekran, CPU ile klavye, CPU ile CD-ROM sürücü arasında bir ağ demektir. Bir büro ortamında bir bilgisayar ile merkezdeki Server, bir ağın parçalarıdır. Bu ağların Internet denen dev ağdan farkı, sizin bilgisayarın CPU’su ile klavyesi, ekranı ve yazıcısı arasındaki bağ, yine bir büro ortamındaki bilgisayar ile merkez bilgisayar arasındaki ilişki, “sabit durum” ilişkisidir. Yani, bu ağlarda iki taraf birbirinin durumuna her an vakıftır; birbirlerinin ne durumda olduklarını her an bilirler. Oysa, iki kıt’a arasında kurulmuş bir Internet ilişkisinde, müşteri hizmet verenin, hizmet veren müşterinin durumunu, bağlantıdaki kesilmeler nedeniyle, bilemeyebilir. Bu nedenle TCP/IP, “durumun bilinmediği ilişki” esasına dayanır. Müşteri bilgisayar, servis sunucudan istediğini HTTP veya FTP kurallarına göre talep eder. Bunun için Web Server’ın kendisini bulup, bu talebi doğruca ona iletmesine gerek yoktur; bu talebini kendisine Internet bağlantısı sağlayan (ISP) firmanın bilgisayarına iletmesi yeterlidir. Bunu yaparken talep ettiği şeyin adını-sanını bildirdiği gibi bulunacağı kaynağı belirlemek için gerekli, adresi de (URL) bildirmek zorundadır. Internet hizmeti sağlayan firmanın bilgisayarı, bu talebi ve talebi karşılayacak kaynağın adresini, Internet’in omurgası olarak adlandırılan ana bağlantıyı kuran bakımını yapan ve ISP’lere hizmet sunan firmanın bilgisayarına iletir. Ana omurga firmasının bilgisayarlarında dünyadaki tüm Internet kaynaklarının listesi ve onlara ulaşmak için hangi omurgadan kime yol açılması gerektiğini gösteren bir liste bulunur. Ana omurga şirketinin bilgisayarı bu listeye göre, müşterinin talebini diğer bir ana omurga firmasına, o firma da bunu hedef Web Server’a ev sahipliği yapan (host) bilgisayara iletir. Bu talep, hedef Web Server’a talebin konusu ve talep edenin adresi ile birlikte bildirilir. Sizin müşteri olarak o sırada sadece kendi Internet hizmet sunucunuzla bağlantınız sürmektedir; yoksa sizin bilgisayarla hedef Web Server arasında doğrudan, bire-bir ilişki yoktur. Hedef Web Server, müşteri olarak sizin kim olduğunu ve size nasıl ulaşabileceğini, ancak kendisine gelen talebin altındaki adresten bilmektedir. Web Server, sizin o anda kendi Internet Hizmet Sunucu’nuzla arasındaki bağlantının devam edip etmediği ile hiç mi hiç ilgilenmez. Onun için önemli olan kendisine iletilen talebin karşılığını, talebin altındaki adrese iletmekten ibarettir. Aynı yol bu kez tersine kat’edilir; arzu ettiğiniz bilgi (sayfa, belge, video, ses, resim, fotoğraf, vs.) sizin ekranınıza ulaşır. Kısaca, ne talep sahibi müşteri bilgisayar, ne talebi karşılayan Server bilgisayar, bir diğerinin o anda nerede ve ne durumda olduğu ile ilgilenmez. Bu “durumdan haberdar olmama” hali ve etkilerine, ilerde Internet’te ticaret bahsinde geri döneceğiz.

03-01-2007 09:42 PM
Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Kimler görüntülüyor
        


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: